Bizim yolumuz İman, İslâm ve Ahlâk-ı Muhammedî'yi aşılamaktan ibarettir.
Gâye: Rıza-î İlahîdir.
Vasiyetim olsun; tefrikaya düşmeyiniz. Kavmiyet gütmeyiniz. Ehli Sünnetin gayri olan yanlış yollara sapmayınız.

Maddî vücutların her ne kadar dünya hayatından ayrılmış ise de, mânevi tasarrufları, el'an tamamiyle ve kemâliyle devam etmektedir.


   
  seyyidler zinciri............ALTUN SİLSİLE
  silsilei saadat kimdir
 

SİLSİLEİ SAADAT

   Bu büyük veliler Kuranı Kerimde neml suresinde anlatılan,Yemenden Kudüse, göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir zamanda Belkısın sarayını getiren Süleyman as. ‘ın veziri gibi çok büyük salahiyetlere ve tasarruflara sahiptirler.

   Sahabe-i Kiramda bu hususta en öndedir.Bu yüksek hallerin sahibi Allah dostları Sahabe-i Kiramdan sonra da devam etmiştir.

   Hatta,birbirlerine bağlı zincir halkaları gibi birbirine silsile halinde günümüze gelmişlerdir.Bu sebeple bunlara (Silsilei Sadat=Seyyidler zinciri) denmektedir.
   Tasavvufta iki silsile mevcuttur.Biri gizli zikir silsilesi, diğeri açık zikir silsilesi.Gizli zikir Hazreti E bu Bekr Efendimize dayanır.Açık zikir yapan silsile de Hz Ali Efendimize dayanır.Tasavvuf erbabı her fert mutlaka bu iki silsileden birine dayanır.Bütün tarikatler, bu iki koldan gelmiştir.Daha sonraları bu iki kol , Nakşi silsilesi ve Kadiri silsilesi diye ikiye ayrılmıştır.

   Bu silsilelere Silsilei Zehep (Altun silsile) Silsilei Kibriti Ahmer, isimleride verilmiştir.

   Ümmetimden 33 ebdal racül vardır.Yeryüzü onlar sebebiyle ayakta durur.Yağmur onlar sebebiyle yağar.Yardım olunanlar onlar sebebiyle yardım olunur.(TABERANİ FİLKEBİR)

   Başka bir hadisi Şerifte:

   Ümmetimin içinde 33 ebdal racül vardır.Kalpleri Halilürrahman kalbi üzerinedir.Ebdallerden 1 racül vefat ettiği zaman yerine başka bir racül getirilir.

(Müsned,Ahmedübnü Hanbel:Üsametübnü saidden ruviye)

   Ebdal:Bedelin cemiidir.Bir şeyin yerini tutabilen,meşhur müncit lugatı ebdal kelimesini şöyle açıklar:Ebdal salihlerden bir gruptur.Dünya onlardan boş kalmaz.Biri vefat ettiği zaman diğeri bedel olarak onun yerine getirilir.

SİLSİLE-İ SAADAT


1. EBU BEKIRI’S SIDDIK (R.A.) :
Silsile-i Saadat’in birinci halkasina sekil veren, ’in Rasülü’nün en yakin dostu ve magara arkadasi Siddik-i Azam (R.A.) hazretleridir. Ebu Bekiri’s Siddik (R.A.) Hicrette Sevr Magarasinda Peygamberimiz (S.A.V.)’le beraberdi. Bu magarada Rasülullah (S.A.V.) Ebu Bekir’e (R.A.) diz üstü oturmasini, gözlerini yummasini, dilini üst damagina yapistirmasini ve “” kelimesini sadece kalbinden tekrarlamasini emrettiler. Iste kiyamete kadar safiyetinden ve parlakligindan -en karanlik devirlerde bile- zerre kaybetmeyecek olan Zikr-i Hafi yolu, böylece basladi. Bu yolun ve bu halkanin baslangicini da Hazreti Ebu Bekiri’s Siddik (R.A.) teskil etmis oldu. Siddik-i Azam (R.A.), Peygamberimiz (S.A.V.)’den sonra O’nun Hilafet makamini iki sene, üç ay, on gün idare etti ve O da Peygamberimiz (S.A.V.) gibi 63 yasinda iken bu alemden ebedi aleme göç eyledi.


2. SELMAN-I FARISI (R.A.) :
Silsile-i Saadat’in ikinci halkasini Selman-i Farisi teskil eder. Selman-i Farisi Peygamberimiz (S.A.V.) zamaninda da harplerde güzel fikirlerle Peygamberimiz’e yardimci olmustur. Mesela Hendek Harbi’nde hendek kazma fikri ilk defa O’nun tarafindan ileri atilmis ve kabul edilmistir. Selman-i Farisi, Hz. Osman (R.A.) zamaninda 250 (diger rivayette 350) yaslarinda iken vefat etmistir. Tasarrufu vefatindan sonra devam etmistir.


3. KASIM BIN MUHAMMED (K.S.) :
Silsile-i Saadat’in üçüncüsü Hafid-ü Siddik-Ekber Kasim Bin Muhammed’dir. Medine-i Münevvere’de yetisen ve ashabi kiramdan sonra fetva vermeye baslayan “Fukaha-i Seb’a” (Yedi Fakih)’den birisidir. Her sabah Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) mescidine gelir. Iki rekat namaz kilar, sonra Rasülullah’in minberi ile kabri saadetleri arasinda oturur ve kendisine sorulan meselelere fetva verirdi. Hicri 167 tarihinde 70 yasinda iken vefat eyledi.


4. CAFER-I SADIK (K.S.):
Silsile-i Saadat’in dördüncüsünü teskil eden Cafer-i Sadik, hicri 83 yilinin Rebiul evvel ayinin son yedinci günü Medine-i Münevvere’de dogdu. Imam-i Muhammed Bakir’in en büyük ogludur. Imam-i Azam Hazretleri, Cafer-i Sadik’in manevi himayesinde, O’nun ders ve sohbetlerine devam ederek kendisini yetistirdi. Cafer-i Sadik Hazretlerinde iki yol birlesmistir. Birsi Ebu Bekir (R.A.), Selman-i Farisi ve Kasim Bin Muhammedî’den gelen nübüvvet kemalati. Digeri de; Hz Ali (R.A.), Hasan, Hüseyin, Zeynelabidin ve Muhammed Bakir yolu ile gelen velayet kemal atidir. Cafer-i Sadik (K.S.) on iki imamdan biridir. Bütün ilim ve rümuzlarda kamil noktada idi. Namazda kendinden geçerek düstügü zamanlar olurdu. Hicri 143 yili Recep ayinin 12. gecesi Pazartesi günü yine Medine’de 65 yasinda iken vefat eyledi.


5. EBU YEZIDI’T TAYFURI’L BASTAMI (K.S.) :
Hazreti Caferü’s Sadik (R.A.)’in irtihallerinden 40 sene sonra dünyaya gelmisler ve onlarin ruhaniyyeti aliyelerinden feyz almislardir. Beyazid-i Bestami (K.S.) Mekke-i Mükerreme’den dönüyorlardi. Hemedan beldesine ugrayip bir miktar tohum satin alip tohumu bir torbaya doldurdular. Bastam’a vardiklarinda esyalarini indirerek tohum torbasini açtiklarinda içlerinde birkaç karinca gördüler bunu üzerine “Bu karincalari kendi yuvalarindan ayri düsürmek insanlikla bagdasmaz” diyerek tekrar Hemedan’a dönerek o tohumu aldiklari dükkana biraktilar ve ondan sonra Bastam’i tesrif buyurdular. 

6. EBU’L HASAN HARKANI (K.S.):
Ism-i Serifleri, Ali Bin Cafer’dir. Zamanin Kutbu idiler. Mevlana Celaleddin Rumi Hazretlerinin rivayetlerine göre Beyazid-i Bestami Hazretleri hayatta iken Ebu’l Hasan-i Harkani Hazretleri’nden müridanina haber vererek vasif ve makamlarinin ulviyetini beyan buyurmuslardir.


7. EBU’L ALI FARAMIDI (K.S.) :
Kutbu aktab Faramidi (K.S.) zamaninda Horosan Seyhlerinin Seyhi idi. Hicri 447 yilinda, Rebiul evvel ayinin dördünde Tus sehrinde vefat etti.


8. YUSUF’ÜL HEMADANI (K.S.) :
Isimleri Ebu Yakub’dur. 440 veya 441 Hicri senesinde Hemedan’da dünyayi tesrif ettiler. Tarikat hirkasini Ebu Ali Faramidi Hazretlerinden giydiler. Gavs-i Azam Abdulkadir-i Geylani Hazretleri’nin hayirli meclislerinde ahi bulundular. Hicri 535 tarihinde vefat ettiler.


9. ABDÜ’L HALIK GÜCDÜVANI (K.S.) :
Hoca Yusuf’ül Hemadani Hazretleri’nin en büyük halifesi olan Abdu’l Halik-i Gücdüvani (K.S.) Hacegan-i Naksiyye defterinin en basinda gelenlerindendir.
Abdu’l Halik-i Gücdüvani (K.S.) bes yasinda iken, Buhara’nin büyük alimlerinden olan Seyh Üstad Sadrettin Hazretleri’nden Kur’an ögreniyorlardi. Okuma esnasinda (Rabbiniza tazarru ederek ve gizli dua ediniz) Ayet-i Kerimesi’ne gelindiginde hocasina “Bu (gizli)nin hakikati ve kalp ile yapilan zikrin asli nedir? Eger zikir ve dua asikar ve dil ile olursa riyadan korkulur. Araya riya girerse hakki ile zikredilmemis olur. Eger kalp ile zikredersem (seytan insanin damarlarinda kan gibi dolasir) Hadis-i Serif’i geregince seytan bu zikri duyar.” Bu müskülümü halledin der. Hazreti Üstad “Oglum, bu ilm-i Ledünni’dir. -u Teala dilerse seni ehlullahdan bir zata ulastirir. Kalp ile zikir sana talim eyler. O vakit bu müskülün hallolur” buyurur. Bunun üzerine müskülünün çözülmesine muntazir iken, Hz. Hizir (A.S.) yanina gelip Cehri ve Hafi zikir yollarini ögrettiler.


10. HACE ARIF RIVGIRI (K.S.) :
Hoca Abdülhaliku’l Gucduvani Hazretleri’nin eshabinin en efdali ve halifelerinin en büyügüdür. Kendisinin uzun müddet hizmetlerinde bulunmus. Hicri 715 senesinde dogdugu kasabada irtihal buyurmuslardir.


11. MAHMUD INCIR FAG’NEVI (K.S.) :
Hace Arif Rivgiri Hazretleri’nin eshabinin en afdali ve halifelerinin en büyügü olup en yakin sirdasi idi.


12. HACE ALI RAMITINI (K.S.) :
Hace Mahmud Incir Fag’nevi Hazretlerinin en büyük halifesi ve altin silsilenin 12.’sidir. Kumas dokuyucusu olarak helal kazanç temin etmislerdir. Kerametleri sayilamayacak kadar çoktur.


13. MUHAMMED BABA SEMASI (K.S.) :
Hoca (Azizan) Ali Ramitini Hazretleri’nin en üstün halifesidir. Dogup büyüdükleri yer, Buhara’ya 3 mil mesafede bulunan Semas isimli köydür.


14. SEYYID EMIR KILAL (K.S.) :
Hoca Muhammed Baba Semasi Hazretleri’nin halifelerinin en üstünü ve Silsile-i Saadat’in on dördüncü halidir. Hicretin 772 yilinda bir safak vakti vefat etti.


15. MUHAMMED BAHAÜDDIN-IN NAKSIBEND (K.S.):
Daha üç günlük çocuk iken Hoca Muhammed Baba Semasi’nin (K.S.) evlatlari arasina girmis ve yine Muhammed Baba’nin vasiyetleri ile Seyyid Emir Kilal Hazretleri tarafindan tarikat edepleri talim edilmistir. Kendisinden keramet istedikleri zaman buyurdular ki “Bizim kerametimiz açiktir. Bu kadar çok günah ile yeryüzünde yürümemizden daha büyük keramet mi olur?”
Hicri 971’de 73 yasinda iken Kasr-i Arifan’da irtihal buyurdular. 

16. HACE ALAADDIN-I ATTAR (K.S.) :
Sah-i Naksibend’in (K.S.) en büyük halifelerindendir. Ayni zamanda kendilerinin damadi olmak serefine kavusmustur. Hastaliklari esnasinda söyle nasihat ettiler. “Merasim ve adetleri bir tarafa birakiniz! Halkin adeti neyse aksini yapiniz. Birbirinize uyuma Rasülü (S.A.V.)’nün gelisi, insanlarin merasim ve adetlerini biraktirmak içindir.”


17. YAKUP ÇERHI (K.S.) :
Sah-i Naksibend Hazretleri’nin eshabinin ileri gelenlerindendir. Hazreti Sah-i Naksibend, Yakup Çerhi’yi Hace Alaaddin Attar Hazretlerine havale ettiler. Onun vefatindan sonra altin silsilenin eli Yakup Çerhi Hazretleri’ne geçti.


18. HACE UBEYDULLAH AHRAR (K.S.) :
Mukaddes emaneti Yakup Çerhi’den aldilar. Söyle buyurdular. “Çok açlik ve çok uykusuzluk dimagi yorar ve onu hakikatlerin inceliklerini idrakten alikor. Bunun için ehl-i riyazatin kesfinde hata vaki olmustur. Ferah ve sürur ise dimaga kuvvet verdigi gibi uyku dahi dimagi hatadan muhafaza eder.”


19. HACE MUHAMMED ZAHID (K.S.) :
Naksibendiyye-i Aliye Silsilesi’nin büyük Seyhlerinden ve asrin ulemasinin yücesindendir. Ilahi sirlarin gizliliklerine vakifti. Dünya ahlaksizligi, zühd, takva ve her türlü fazilet baslica amelleri idi.


20. DERVIS MEHMED (K.S.)
Silsile-i Saadat’in 20.Silsile-i Saadat Dervis Mehmet Hazretleridir. Muhammed Zahid Hazretleri’nin halifelerinin en büyügüdür. Tevazunun en son noktasinda idi. Zahiri ve batini ilimleri kendisinde toplamis, suri ve manevi rumuz ve isaretlere vakif. Zevk ve sevk ile sifatlanmis, cömertlik ve ihsani ile taninmis bir zat. Daha önce de 15 sene zühd ve riyazatla vakit geçirmis. Uykusuz zikir ve fikirle mesgul olmustu. Sonra Hizir (A.S.) vasitasiyla Muhammed Zahid Hazretlerini bulmus ve kemal derecesine kavusmustur. Hicri 970 yilinda vefat edip ebedi aleme göçtü.


21. MUHAMMED HACEGI EMKENGI(K.S.) :
Silsile-i Saadat’in yirmi birincisi Muhammed Hacegi Emkengi Hazretleridir. Hicri 918 tarihinde Semerkant yakinlarinda bulunan Emkeng kasabasinda dogdu. Silse-i Aliyye-i Naksibendiyye mesayihinin büyüklerindendir. Hicri 1008 senesinde 90 yasinda olduklari halde irtihal buyurdular.


22. HACE MUAMMED BAKIBILLAH (K.S.) :
Silsile-i Saadat’in yirmi ikincisi Hace Muhammed Bakibillah Hazretleridir. Hace Muhammed Bakibillah Hazretleri hicretin 972. Senesinde Kabil’de dogmustur. Büyüklük hali daha çocukluk zamaninda simalarindan belli olurdu. Sefkat ve merhameti o kadar çoktu ki, bir defasinda Lahor sehrinde kitlik vaki olup, yasamak güçlesmisti. O günlerde O da Lahor’da bulunuyordu. Hatta birkaç gün yemek bile yemedi. Ne zaman huzuruna yemek getirseler “Insanlar sokaklarda açliktan can verirken, bizim yememiz insafa sigmaz.” derdi. Getirilen yemeklerin hepsini açlara dagitir, “Geceyi Rabbimin yaninda geçiririm” Hadis-i Serif’ine varis olarak kendisi ise ruh kuvveti ile yasardi. Her iste azimet ve evla olan ile hareket ederdi.


23. IMAM-I RABBANI AHMED-I FARUK-I SERHENDI (K.S.): *
Silsile-i Saadat’in yirmi üçüncüsü ve büyük nur merkezlerinin dördüncüsü Imam-i Rabbani Mücedid-i Elfi sani Ahmed-i Faruk-i Serhendi Hazretleridir.
Alimlerin üstünü, vasillarin reisi, harikalarin, kerametlerin mazhari, sonsuz derecelerin camii, hakikat ehlinin öncüsü idiler. Hazreti Ömer (R.A.)’in 28. torunudurlar. Hicretin 971. senesi, asure günü Serhend sehrinde dogdular. Kadiriyye, Sühreverdiyye, Kübreviyye ve Çestiyye büyüklerinin bütün kemalatlarina sahip idiler. Abdullah-i Dehlevi Hazretleri talebelerinden birisine yazdiklari mektuplarinda söyle buyurdular:”Imam-i Rabbani’yi sevenler mü’min ve takva sahibidirler.” Sevmeyenler ise Saki ve münafiktirlar. Bütün Islam alemine Imam-i Rabbani’nin sükrünü eda etmek vaciptir. Mektubat-i Ahmediyye isimli kamil ve mükemmil kitaplari bu yüksek derecelerin hakikatlerine en adil delildirler. Bu kitaplarinda kendi hallerini ve nice nice Naksibendiyye makamlarini zikretmislerdir.
Iki ciltten ibaret olan Mektubat isimli kitaplarinin ikinci cildinde buyururlar ki: “Bir gün murakabada idim. Hazret-i Resul-i Kevnevi (A.S.) efendimiz tesrif buyurup, bu sekilde ben kullarina hitap eylediler ki; {Sana simdiye kadar hç kimseye yazmadigimiz icazetnameyi yazmak için geldim}ve yine buyurdular {Hangi cenazenin namazini ifa etsen o meyyit af ve magfiret olunup cennete dahil olacaktir.}”
Imam-i Rabbani söyle buyurdular : “Kiyamet gününe kadar Tarikat-i müceddideye dahil ve salik olacak mürid, hizmetçi dervis ne kadar insan varsa tamamina tarafindan muttali oldum ve kaffesinin isimleri dahi bana bildirildi ve Tarikat-i Naksibendiye’ye salik olacaklarin tamaminin cehennemden azat olacaklarini Cenab-i Hak bana beyan etti.”

24. HACE MUHAMMED MASUM (K.S.) :
Silsile-i Saadat’in yirmi dördüncüsü Muhammed Masum Hazretleridir. Imam-i Rabbani Hazretlerinin ortanca mahdumlaridir. Vaktin kutbu, zamanin mürsidi idiler. 1009 hicri senesinde dünyayi tesrif ettiler. Peder-i Alileri, dogumlarindan sonra hace Bakibillaf hazretlerinin sohbet-i seriflerine mazhar olup buyurmuslardir ki: “Bu çocugun tevellüdü bize pek kiymetdar ve degerlidir. Zira onun tevellüdü akabinde böyle aziz bir Pir’in serefli mülakatlari müyesser olmustur.” Muhammed Masum Hazretleri istidatlarinin çok yüksek olusunun icabi olarak Muhammedi Mesreb idiler.
Tahsillerinin 16 yaslarinda ikmal ettiler. Peder-i Alileri ahir ömürlerinde müridlerinin terbiyesini kendisine havale ettiler. Muhammed Masum Hazretleri 1079 veya 1080 senelerinde 71 yaslarinda olduklari halde beka alemine irtihal buyurmuslardir.


25. SEYH SEYFÜDDIN ARIF (K.S.) :
Zahiri ve batini ilimlerin camii ve suri ve manevi kemalati havi idiler. Zühd ve takvada ve sünnete ittibada essizlerdendi. Dünya ehli ile sohbet etmekten son derece kaçinirlardi. Meclis-i Alilerinde oturduklari vakit, birisi, Mevla’nin celil ismini zikredecek olsa, Hazreti Seyh dehsete düserek yarim kesilmis kus gibi yer üzerinde yuvarlanirlardi. Kendilerinden gayri ihtiyari pek çok keramet ve harika zuhur etmistir. Hazret-i Seyh, Hicret-i Celile-i Nebevi
yye’nin 1098. senesinde irtihal-i dar-i naim eylemislerdir.


26. MUHAMMED NURÜ-L BEDVANI (K.S.)
Muhammed Nurü-l Bedvani Hazretleri bilhassa Sarf, Nahiv, Mantik, Meani, Hadis, Tefsir, ilimlerinde ve bunlarin disinda kalan seriat ve tarikat ilimlerinde asrinin yegane alimi, hakikat ve marifette zamanin bir tanesi idi. Hazret-i Muhammed Masum’un mahdum-u alileri Seyfü’ddin Arif Hazretlerinden Sufiye hirkasini giymis, irsad için icazet almislardir.
Istigrak ve cazibeleri son derece ziyade olup, cemali ilahiyeyi müsahade ile 15 sene mesd ve müstagrak olarak kalmislardir. Sünnet-i seniyye’ye ittibalari öyle bir dereceye erismisti ki, bir kere nasilsa helaya giderken sol ayagini atacagi yerde, sag ayagini atmasi üzerine üç gün kabiz hali yasadilar ve helaya girmediler. Vera ve takvada dahi en uzak menzilleri kat etmislerdir.


27. SEMSÜDDIN HABIBULLAH IBN-I MIRZA CAN (K.S.) :Hicri 1111’de bir Cuma gününde dünyayi tesrif etmislerdir. Muhammed Nurü’l Bedvani Hazretleri’nin en efdal talebesi ve en büyük halifesidir. Evliyanin siginagi, kamil bir mürsid ve alim bir zat idi. Semsüddin Habibullah Hazretleri 16 yasina geldiklerinde mübarek babalari Mirza Can vefat etmisler, 18 yasina geldiklerinde de Muhammed Nurü’l Bedvani Hazretleri ile karsilasarak Naksibendi yoluna intisab etmislerdir. Dört yil seyh hazretlerinin sohbetlerinde kaldiktan sonra hilafet almis ve Müceddidiye yolunda pek çok nasiplenmistir. Seyh Hazretleri, 1195 senesi Muharrem’in 9. günü irtihal-i dar-i naim eylediler.


28. ABDULLAH-I DEHLEVI (K.S.) :
Semsüd-din Habibullah Hazretlerinin en büyük halifeleridir. Nisbet-i serifleri Hazret-i Ali (R.A.)’ye ulasmaktadir. 15 sene Semsüd-din Habibullah Hazretlerinin sohbetleri ile sereflendikten sonra sülukunu kemal noktaya vardirmis ve Naksiyye, Çestiyye ve Sühreverdiye’den irsad hirkasi giymislerdir. Üstazlarinin irtihallerinden sonra da binlerce talibi hakka vasil eylemislerdir. Müridlerinden Mehlevi Kerametüllah isimli zat nasilsa zatülcenb hastaligina mübtela olmuslardi. Hazret-i Seyh mübarek elleriyle mesh etmeleriyle derhal zatülcenb hastaligi bi iznillah izale olmustur. Hazret-i Hace 1240 Hicri senesinde 82 yasinda olduklari halde irtihal ettiler.


29. HAFIZ EBU SAID SAHIB (K.S.) :
Hicri 1196 senesinde dünyayi tesrif etmislerdir. Tarikat ahkamina dair “Hidayetüt Talibin” naminda bir risale yazdilar. Hint beldelerinden Levenk’te 1250 yilinda Dehlevi’nin yanina defnedildi. 40 yillik yolda cesedi mübarekeleri zerrece bozulmamistir.

30. HABIBULLAH CAN-I CANAN (K.S.) :
Hafiz Ebu Said Hazretleri ‘nin en büyük halifesidir. Kendisi Hafiz Ebu Said Hazretleri’nin gasl isiyle bizzat mesgul oldular.

31. MUHAMMED MAZHAR-I SAN CAN-I CANAN (K.S.) :
Kendisi Habibullah Can-i Canan Hazretleri’nin büyük halifesidir. Hindistan evliyasinin büyüklerinden. Ismi Muhammed Mazhar olup, ahmed Said-i Faruki Hazretleri’nin üçüncü ogludur. Hz. Ömer’in soyundandir. 1248 (M.1832) senesi Cemaziyel evvel ayinin üçüncü günü Hindistan’in Delhi sehrinde dünyaya geldiler. 1300 (M.1883) senesinde Medine-i Münevvere’de vefat ettiler. Vefat tarihinin 12 Muharrem 1301 (M.1883) Pazartesi gecesi oldugu da bildirilmistir. Babasi Ahmed Said-i Faruki’nin kabri yaninda medfundur.

32. SELAHÜDDIN IBN-I MEVLANA SIRACÜ’D-DIN (K.S.) :
Buharali’dir. Altin Silsile’nin 9. Büyük rütbesi ve 32. halkasidir. Devamli istigrak halinde, zamanin kutbu ve tayyi mekan sahibi idiler. Sabah namazinin ekserisini bu suretle yani tayyi mekanla Kabe-i Muazzama’da kilardi.

33- EBU’L FARUK (SÜLEYMAN HİLMİ) (K.S.): 
Peygamberimiz (s.a.v.)’in zamanından kıyamete kadar 33 adet büyük zat gelecektir. 33 adet olması sırlardan bir sırdır ve ehline malumdur. Resülullah (sav) Efendimiz bu 33’ün içine dahil değildir. Çünkü o, peygamberler silsilesinin son halkasıdır, bütün feyzlerin menbağı o’ dur.
Görüldüğü gibi Süleyman Efendi 33. Sıradadır. Nasıl ki Peygamberimiz (sav), peygamberler halkasının sonuncusuysa; Süleyman Efendi’de mürşidler silsilesinin son halkasıdır. Bu bir tensib-i ilahidir. Nice hikmetleri vardır. Bu ancak ehline malumdur. Süleyman Efendi İslam dininin yenileyicisidir ve beş nur merkezinin beşincisidir. Bu hususu kendi ifadelerinden dinleyelim. “-ü zülcelal Hazretleri dini ihyaya hükmetti ve min indillah bu yenileme vazifesi, benim ve sizin omuzlarınıza indi. Delil mi istiyorsunuz? İşte Hazreti çelik çomak oynayacak yaşta olan çocuklara kısa zamanda ilmini ihsan ettiği gibi irşada dahi istidat veriyor. Bundan büyük delil mi olur.

 
  Bugün 35 ziyaretçi (60 klik) kişi burdaydı!

 

Gerçek Mürşid

Muhammed Bahâüddin Şâh Nakşibend (k.s.) Hazretleri buyurdular:


"Biz ilk zamanlar kendimiz aranan, başkalarını da arayan sanırdık. Yanılmışız; şimdi o görüşümüzden dönüyoruz. Gerçek mürşid, Allahü Teâlâ'dır. O, kimin içinde, bu yola (dinin özüne) karşı bir istek bulursa bize yolluyor. Bize gelince de, nasibi neyse, bizim yolumuzdan ona kavuşuyor."



Hakiki Mürşid

"Ağaç nasıl ki, gövdesinden değil de meyvesinden iyi anlaşılırsa, mürşid-i kâmil olan kişiler de, gösterişli zâhir hallerinden değil, meyve ve mensuplarından yani yetiştirdikleri kimselerin güzel hallerinden anlaşılır. Ve bu sûretle kendilerine tâbi olmak, mânevî feyzinden her hususta istifâde etmek câiz ve sahih olur. Şöhreti arşa çıksa, hakîki mürşidin misâli, meyvesidir." (Ebu'l Faruk k.s.)

 

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

silsileisaadat.tr.gg